Okuduğum bir psikoloji kitabına göre stres, bunalım ve benzeri depresyonumsu iğrençliklerin kaynaklarından birisi de yaşanan çatışmalarmış. Bu çatışma bir kaç farklı şeyden birine karar verememeden kaynaklanabileceği gibi, değiştirmekten aciz olunan durumu yaşamak zorunda kalındığında da olabiliyormuş. Yani benden bahsediyor.
Çatışmalar. Ne zaman yaşamadım ki? Şimdi de yaşıyorum. Bir sürü hem de..
Bir de Abraham Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi. Adam cidden anlamlı şeylerden bahsediyor gibi. Bir de günahlar var; asla yapılmaması gereken. Maslow’un hiyerarşik piramitinde yukarıya çıkabilmek için insanlar gayr-i meşru işlere sapabilirler. Karnını doyurmak için bir şey çalmak zorunda kalmak gibi. Bu durumda hırsıza ceza vermek gerekir mi? Adam aç ve ölmek üzere. Belki de Maslow’un bahsettiği ihtiyaçlar insan nefsinin emrettiği bazı istekler de olabiliyordur.
İki bakış; ihtiyaçsa meşruiyet kazanmıştır, ne olursa olsun yasaktır. İşte çatışma sahnesi. Vertical Limit filminde olduğu gibi; ipi keserse babası ölecek kendileri kurtulacaktır, ipi kesmezse hepsi ölecektir. Ve dahası; yaptığı seçimi vicdanıyla sorgulayıp durmak.
Dedim ya! Bir insanım ve her insan gibi çaresiz, kararsızım ve çatışma(lar) içindeyim.
2005 09 02