Öncelikli olarak bugünkü yazma işimi arkadaşımın uyuyabilme istekleri belirten sözleri arasında sürdürüyorum. Nereden başlasam blilemiyorum. Ya da biliyorum.
İki gün önce iki hafta önce babamın çalışabilmesi için gelmiş olan ailemle, annemle ve babamla görüştüm. Sıkışık zaman dilimim arasında onları görebilmem için on gün falan geçme nedeni tabi ki sıkı programı olan dersane çalışma tempom, bitmesi gereken okulumun dersleri ve iş bulma ümidi beslediğim akşamları devam ettiğim kurstu.
Neyseki bir şekilde dersaneden ek derse girmemek için izin alıp teyzemlere gittim ve ebeveynimle görüştüm. Öğrendiğim bana yönelik ilk şey Arnavut kızı olayının sona erdiği oldu. Çeşitli nedenler bu olayı bitme noktasına getirmiş. Bu sebepler karşı tarafın benim ailemde kendi dünyevi isteklerine yönelik yeterlilik görmemiş olmalarıymış. Halbuki onlar dininde diyanetinde, onun bunun kızında gözü olmayan, sigarasız, beş vakit namaz kılan birisine maddi yeterlilik şart aramaksızın razı olacaklarını söylemişlermiş. Fakat her nasılsa tüm bu içi boş temenni lafları olay ciddiyete binince benim az buldukları öğretmenlik maaşım sebebi ile rızasızlıkla neticelenmiş.
Hah! Maddiyat. Aptalların sorunu. Umrumda değil. Bu Arnavut AN görmemiş olmama rağmen hoşlandığım birisi olmuştu. Bana benziyormuş, saçları benim saçlarımın rengindeymiş, davranışları ağırmış falan.. genel kültür seviyesinin de düşük olmadığını umuyordum filan.. hatta aptalca tefeül babından hayaller bile kuruyordum. “O, aradığım kişiydi” gibi. Gerçekler zihinde şekillendirilen soyut hayaller gibi değiş tabiki.
Ne oldu? Kaybeden o AN ve ailesi oldu. Benim gibi tertemiz, beş vakit namazını hiç kaçırmamış, bir başka kıdan aşırı hoşlanmış olmasına rağmen elinin tersi ile ve acılara katlanma pahasına son vermiş, empati yeteneği yüksek, bayanlardan sırf bayan olmalarından dolayı hoşlanan birisini ellerinden kaçırdılar.
Hah! Yetersiz maaş! Gidin kendinize maaşı yüksek olan ayı ruhlu bir dangalak kıl yığını bulun!
Devam ettiğim kursun sonlarına yaklaştık. Çok garip terslik olmazsa bir ajansta çalışma şansı yakalayabilirim. Bu tutacak noktam, bugünkü ..tv’nin ana haber bültenini sunan spikerin katıldığım konuşmasında dile getirdikleri ile televizyonculuk işinden vaz geçip, ajans, reklamcılık türü işlere yönelmeme neden oldu. Artık bu hayalimi on-on beş yıl sonrasına gönül rahatlığı ile erteliyorum. İler yolunda giderse, olur. Olmazsa olmaz. Şansımı denemiştim. ..tv seminerleri ardından beni kabul etmeyen kanal; kaybeden onlar oldu. Bunu belki hiç fark edemetecekler, belki de çok sonra fark edecekler. Bundan dolayı içim rahat. Elimden geleni yaptım. Bir sorumluluk varsa o da beni anlayabilme kapasitesi olmayan görüştüğüm kişilerle ilgili bir şey..
Çeşitli öngörülerim olmuştu. Mesela okulu yedi senede bitirebilrdim bu o kadar önemli değildi, zira bir kere üniversiteye girdikten sonra gerisi önemli değildi. Bu öngörüm tutmadı sekizinci senemdeyim ve okul bitmedi. Gerçi o öngörümde düşündüğüm “orda burda çalışırız, okulu da bir şekilde bitiririz olur biter” kısmı tuttu. Şimi bir dersanede çalışıyorum, yakında başka bir işe geçebilirim.
Başka bir öngörümde “okul önemli değil, ders sayısı beşe inerse okul bitti anlamına gelir demiştim.” Evet şu an beş dersim var ve okul artık hiç umurumda değil. Bir gün biter. Nasıl olsa bitmesi veya bitmemesi; hangisi hayırlıdır, bilinemez. Evlenme ile öngörüm, bana uygun bir kişi bulabilir miyim?” sorusu etrafında dolanıyordu ki? Bu soru hala devam ediyor.
Yazıya başlamadan biraz önce okulu bittiği, askerliğini de yaptığı halde henüz iş bulamamış üzerine battaniye çekmiş uyuma hazırlığı yapan arkadaşıma “Gerilen Yay”ı izah etmiştim. Gerilen Yay… Yani çektiğim acılar, yayı geri iterkenki çekilen sıkıntıdan dolayı. Eğer yayın çok ileri gitmesini istiyorsan, onu yeterli miktarda geriye çekmelisin zira bu geri çekiliş yayın menzilini artırır.
Yay hep gerildi, son beş dersim kaldı.
Arkadaşım bana bundan dolayı “kendini rahatlacak güzel mantıklar uyduruyorsun” demişti.
Yay belki biraz daha gerilecek, belki daha çok gerilmeli, belki geriliminin son noktasına geldi ya da çok yaklaştı.
Ne olursa olsun bir şeyi öğrendim. Çektiğim acılar geçtiler ve acı ile geçen göz yaşlı günlerim bana kayıp vermedi. Hep düşündüğüm ve hayalini kurduğum “bir gün gelecek ve Allah’a (cc) şükredeceğim. İyi ki okulum uzamış, iyi ki bu iş yolunda gitmemiş, iyi diğer iş hiç başlayamamış bile..” cümlesini bir kez daha hatırladım. Yayın gerilmesini sorum yapmamalıyım ve şu an, şu sıralar öyle bir psikoloji içindeyim. Eğer elli kiloluk yükler taşıdıysan yirmi kiloluk ağır sayılabilecek ağırlıklar sana kolay gelir.
Eğer günlerin hicranla geçtiyse ve sen bu ızdırabı defalarca yaptığın “Allah’ım bana iki cihanda da hayırlı bir hayat lutfet” duları ile birlikte sürdürdüysen. Ve bu duanın da kesin kabul olacağından eminsen niçin hayat sana yük olsun ki. Ölüm gerçeği hep aklındaysa ve ölümden sonra asıl mutluluğu hayal ediyorsan niçin üzülesin ki? Duan kabul olacak çünkü sen bu duayı hep sürdürdün ve dua etme ibadetinden vaç geçmedin. Biliyorsun ki dua bir ibadettir. Yağmur yağarken ona göre, güneş tutulduğunda da ona göre dua edilir, acı içindeyken de bunun için dua edilir. Bilirsim ki buhranlar imtihanın bir parçasıdır ve dular da bu dönemlerde fazlalaşır.
Dua edersin mutlaka kabul olur. Çünkü duanın kabul edilme süresi iki yüz yıldır. Bu iki yüz yıl içinde duan mutlaka kabul edilir. Eğer ruhun bedeninden ayrılmadan önce duan kabul edildiyse bunu dünyada görürsün ve sonraki ibadete “şükretme” kısmına geçersin, eğerbu dua hayat sürdüğün süre zarfında geçekleşmezse bilirsin ki hâlâ duanın kabul edilmesi için gereken süre içindesindir ve duan öteki tarafta kabul edilmiştir. Çok sevinirsin ve belki de dersin ki “Allah’ım iyi duamı dünyada değil burada kabul ettin. İyi ki dualarımı kısa dünya hayatımdaki rahatım için değil, ebedi hayatımı ferahlandırmak için kabul ettin”
Biliyorum yay bir gün çok ileri gidecek. Ama artık yayın ne kadar ilerleyeceği umurumda değil. Yayın yeri düşmesini, boşuna gerilmiş olmasını bile önemsemiyorum.
“Allah’ım hayırlısını ver!”
Biliyorum ki bu duam kesin kabul olacak. Burada verirse verecek, vermezse de eğer “duam niçin kabul olmadı. Halbuki o kadar da dua etmiştim” deyim sabırsızlık gösterip dualarımı isyana çevirmezsem dualarıma kavuşamadığım her an ibadet olarak kayda geçecek.
…
Annem An işinin büyük ihtimalle üstelemezsek bittiğini belirttikten sonra bana Bursa’da bana göre düşündüğü birisi olduğunu söyledi. Bugün ise yine aradı ve İstanbul’da birisini bulduğunu belirtti. (Anneme de helal olsun. İstemediğim halde durmadan alternatifler buluyor) Pazartesi o kızı görmek için Yeni Sahra’ya gitmem gerektiğini söyledi. Gitsem mi, gitmesem mi? Tam karar vermiş bile değilim. Büyük ihtimal gitmem.
Boş ver. Haline şükret. Oluruna bırak. Ne olursa olsun tevekkül et ve kazanan ol.
2005 12 22