“Ne aradığını bilmeyenler bulduklarını fark edemezler”
“Elindekilere razı olmayanlar, ancak aradıklarını bilmeyenlerdir ve onlar, sürekli kaybedenlerdir.”
Allah (cc) sevdiği kullara dünyayı sevdirmez.
İlk iki söz neyse de son cümledeki anlam; ben acaba o sözün kendisi için geçerli olduğu kişilerden birisi miyim? Bunu bilemem. Çünkü insan olmanın karakteri bilememe gerçeği ile paralel ilerliyor. Keşke bu söz benim için anlam ifade ediyor olsa.
Çünkü korkuyorum. Bana acı veren, hayatı bana hapishanede yaşıyormuş gibi özgürlükten yoksun ve mahdut yaşatan okulu bitirememe, içimdeki tüm ihtiyaç hissettiren duygulara rağmen evlenebilmemin mümkün olmamam gibi sebeplerle birlikte bir de günahlara bulaşma yüksek riski ve bunu başaramıyor olmamın sancısı.
Günahlar. Günahtan kaçamama. Demek ki o elma eninde sonunda yenecekti. Çünkü o bir insandı. Elmayı yememek en yüce gücün kahhar ismine rağmen mümkün değildi. Olan şey oluyordu. Sonsuz hayat bu imtihan için oldukça uzun bir süre idi ve… elma yine var fakat en azından beklemem gereken süre çok az…
“Aslında üzülmem için bir sebep yok” belki bu şekilde de düşünebilirim. Yani ufak şeylerin beni mutlu etmesine müsaade etmeliyim. Bugün sırf bu amaç için bir yarım ekmek köfte yemem ve yanında ayran içmiş olmam gibi. Fakat bu da saçma geliyor.
Yapacak bir şey yok. Olduğu gibi…
2005 11 13