Hayat her şeye rağmen devam ediyor, herkesin kişisel dünyası kendi rotasında ilerlemesini sürdürüyor. Benim de kendi hayatım, yaşam tarzım bildiği gibi, bildiğim gibi.
Ölen insanlar, değişen dünyalar. Yaşama sebebi. Peşinden koşulan istekler, bitmeyen arzular, her an sona ermesi mukadder süreç…
Acaba tüm insanlar benim gibi mi? Acaba herkes hayalini kurduğu şartları oluşturmak, yaşanılası dönemlere bir an önce kavuşmak mı istiyor. Acaba herkes de bendeki kadar aptallık var mı? Acaba herkes benim gibi hayata tutunma uğruna yaşamının gayesini unutuyor veya yaşama sarılma adına gayesinden bile bile uzaklaşıyor mu?
Sekiz yaşımdan itibaren on sekiz yıl. Hep bekledim. Öğrenim sürem bitecek ve dört dörtlük altın çağım başlayacak. Bir türlü bitmedi, bitmek bilmiyor. Fakat gerçek şu ki, olmasını beklediğim yıllar akıp gitti de hayallerimin gerçekleşmesine belki de gerek kalmayacak şartlara kavuştum.
Ne dediğimin farkında mıyım. Anlatmak istediğim ne?..
İşe yaramadığını bildiğim yine de peşinden koşmaktan kendini alı koyamadığım hayallerim. Tamam. Hiç birinize ulaşamayabilirim. Fakat ey dertlerim, ey dert zannettiğim, en azından öyle algıladığım şeyler. Hepinizin işe yaramdığını bir kez daha fark ettim. Senaryo yazmak mı? Ne kadar da basit bir iş. Yazar olmak mı? Ne kadar da işe yaramaz bir şey. Grafikerlik mi? Ne kadar da saçma. Bir BMW mi? Hah! Sadece bir oyuncak, büyük adam oyuncağı. Bunların hep farkındaydım.
Duygular, önelenemeyen insani istekler. Hormonlar, belki de “nefis” denen şey “istemek”tir, belki de damarlarda dolaşan şeytan aslında “hormonlar”dır. Belki de tüm somutlaştılmış kötü şeyler aslında içimizde taşıdığımız beyinden başka bir şey değildir. Ve irade, haz almaya odaklanan vücudun bezlerini etkisizleştirmeye çalışan kontrol sistemi..
Geçen gün bir şair, mair bir adam öldü. Ondan önce bir şarkıcı, ondan önce siyasetçi, ondan önce kral, ondan önce ressam, ondan önce o, ondan önce bu… Hepsi ama hepsi öldü gitti. Geriye onlardan bir şey kalmadı ve onların yanlarında sevaplarından ve günahlarından başka bir şey gitmedi. Tümü dünyadaki oyuncaklarla avundu, avundu da aldandı. Avundu da kandırıldı, avundu da sahip oduklarına sınırsız miktarda ve sonsuza dek sahip olacaklarını zannettiler.
İnsan olmak ne kadar garip. İnsanlar ne kadar da ..?..
Hayat hiç bir faninin peşinden sürüklenmeye değmeyecek kadar iyi değerlendirilmesi gereken bir fırsat.
Off! Allah’ım bunun edebiyatını yapmak, denilenleri uygulamanın yanında ne kadar da kolay ve kaale alınmayacak kadar basit. Ve imtihan parametreleri ne kadar da sınırsız. İman da ne kadar aksiyona geçilerek sürdürülmek zorunda kalınan bir şey.
Hiç bir şey anlamadım, hiç bir şey bilmiyorum. Ben aptalım, ben insanım.
Bir kaç dakika sonra..
Evlenmek, duygusal sükunete erebilmek. Hıh! Deminden beri ne anlatıyorum. Anlamak mı istemiyorsun, anlayamıyor musun.
İmtihan, imtihan..
Rahmete ihtiyacım var, bu dünyada beklemiyorum inşallah öbür dünyada olur da kurtulanlardan olurum…