Yine berbat bir psikoloji içindeyim. Karamsarlığım had safhaya ulaşmış, lanet dünyadan nefret edip, ölmeyi arzuladığım bir zaman dilimi. Hayatın saçma sapan olduğunu, geçici olduktan sonra hiç bir şeyin gerçek mutluluğu yaşatmayacağını biliyorum da bunun konuyla alakasını kuramadım.
Kafam allak bullak, hep canım sıkkın, ümidim minimum seviyelerde. Hep peşinde koşturmanın bir işe yaramaması, daima yorulmadan bir şeylerle uğraşma gereksinimi. Lanet olsun. Yeter artık ölmek, kurtulmak istiyorum. İmtihan parametreleri, ve sınavı kaybetme endişesi duyuyorum. Bir yerlerde olayların patlak vermesinden korkuyorum.
Burada bu saçmalığı keseyim. Nasıl olsa bütün yazmaklar, bunalım yaşamalar sonuç itibariyle bir işe yaramıyor.
Tek belirtmek istediğim şey şu ki; inişli çıkışlı hayat sürmekten veya hayat sürmekten bıktım. Ne maddiyat, ne kadın ne de bir şey. Duygularımdan kurtulsam bari. Falan filan.
Sonuç: benzer berbat psikolojilerden bıktım artık. Biliyorum. Şimdi bunalım, birkaç gün sonra gülücükler, sonra ümit dolu hal, sonra karamsarlık, sonra o, sonra bu. Hep aynı, hep aynı.
Yapabilecek bir şey de yok. Nasıl olsa genler aynı gen.
…
(Birkaç saat sonra)
…
Bu değişken sözlerimi iyice gerginleştiğim anlarda yazdığım gibi bazen de çok toz pembe duygulara kapılıyorum. İki durum da çok aptalca. Mantıklı davranmam gerektiğinin farkında olmama rağmen içten içe beni sıkıp sarmalayan bazı insanlara has “daha iyisini” isteme duygularım kendimi daha fazla berbatlaştırıyor…
2005 06 24