Her şey sabahleyin gördüğüm berbat rüya ile başladı. Kısaca rüya; pencereden dışarı baktığımda ipin ucunda sallanan koyun büyüklüğünde kaya parçaları vardı. Ve kaçışan insanlar. Kaya parçaları ipten ayrılıp yolda kaçışan insanların üzerlerine düşüyordu. Taşların altında kalan insanlar bir birer domates gibi eziliyorlar, bağırtılar içinde yerlere seriliyorlardı. Aman Allah’ım!! Korkunç.
Derken.
Bulunduğum binanın çeşitli yüzeylerine de gökten taşlar yağdığını hissetmeye başladım. Kaya parçaları birer füze gibi duvarlara ve tavana çarpıyordu. Dehşet verici. Her an bir kaya parçası üzerime düşebilir, her an canım çıkabilirdi. Birkaç kişi önde olanın elinde mala vardı. Malalı gözü dönmüş adam sağ tarafımdaki adamın boğazını mala darbeleriyle kesmek üzere gittikçe yaklaşıyordu. Ben de o azgın adamı, sağımdaki adamın bir şey yapmadığına ikna etmeye çalışıyor, bir yandan da o adamın bana da saldırabileceğini düşünüyordum.
Uyandım.
Uufff!!!
Pencereden dışarıyı gözetledim. Her an her şey olabilirdi. Belki bizi ve beni aciz bırakacak bir bela meydana gelebilirdi. Her şey olabilirdi. Dakikalarca uyuyamadım. Korkmuştum, hâlen korkuyorum.
Aklıma hellscream isimli çığlık sesleri ve bunun gerçekliği, bir de ölüm geldi. Ah ölüm. Bir gün öleceğiz. Ve sonrası. Ne kadar korku verici. “Allah’ım (cc) senin rızanı kazanma yolunda gitmeye mecbur kıl da bu endişelerden beri olabilelim.” Tabi, her şey dua ederek sıyrılacak kadar kolay değil. Tabi ki imanın aksiyonla beslenmesi ve günahlarla aç bırakılmaması gerekiyor.
!!Korkunç!!
Korktuğum şeyler; bildiğim ve bilemediğim günahlar. Asrımızın sunduğu şartlar. Modern hayatın sunduğu günah dağları. Mücadele!
Keşke güçlü olup bunlara karşı koyabilsem. Keşke imtihanı başarı ile vere bilsem.
Ama çok zor. Sınavın içsel oluşu, zorluğun hormonlara (yani iç tazyike) ve iradeye bağlı olması.
Offf!!!
O kadar çok şey söylenebilir ki!
Mesela bunun çok şey söylenerek üzerinden gelinemeyeceği gibi.
2005 02 09