Şu Risale-i Nurlara bayılıyorum. Bu ne mükemmellik, bu ne muhteşemlik!!
Okuduğum her paragraf, her cümle, her kelime ruhumu serinletiyor. İçten içe kasıp kavrulan maneviyatımı selamete iletiyor.
On altıncı mektubun, üçüncü noktasındayım. Bir ayet geçti; “..Ben işimi Allah’a (cc) bırakıyorum. Şüphesiz Allah (cc) kullarını görür” (Mü’min, 44)
Evet. Allah (cc) kullarını görüyor ve onları herkesi kendine özel sıkıntılarla imtihan ediyor.
Biliyorum. Her zaman imtihan içindeyiz. Ve bu imtihanın ne kadar içinden çıkılmaz olduğundan çok, imtihanı unutmuş olmak tehlikeli.
Bir de..
Her ân imtihanın bir parçası. Ve tüm bu anlar hayra müteallik geçmeli.
Fakat ufak bir sorun var. Bu anların bir kısmında günah işliyorum. Günah işlemek istemiyorum. Günahın kötü olduğunu da biliyorum. Hatta günah işlerken ölmekten (Allah (cc) muhafaza etsin. Amiiin.) çok korkuyorum.
Da.
Ufff!!!
Olmuyor, olmuyor. Günah da işleniyor.
Gerçi kul günah işler, tevbe günahı siler falan da… Kirlet, sil; kirlet, sil. Bu da garip yani.
Press.
Depress.
Depresyon. Bu aptallığın dört dörtlük bir mü’minde olmaması gerektiğini düşünüyorum fakat depresyondan da kurtulamıyorum. Günahlarım tam mü’min olmamı, depresif hâlim günahlardan kurtulmamı engelliyor.
Allah’ım (cc)!!!
Acizim, böceğim, kusurluyum, günah işlemeden duramayacak kadar şeyim. Ve, fakat, bir de en azından tüm kusurlarımı itiraf edecek kadar aklı başındayım. (yani sayılırım herhalde)
Allah’ım (cc)!!!
Biliyorsun, duyuyorsun, görüyorsun…
…
Eee!
Şimdi ne isteyeceğim.
???
Beni yoluna ilet ve bu yoldan ayırma!! (amiin)
Şimdi tüm bunlar acizlik psikolojisi mi, yoksa ?
Yoksa moksa yok!
Allah’a (cc) doğru bir adım atarsan O (cc) sana iki adım atar..
2005 01 05