Geçen gün Akademi Sayfası’nda okuduğum yazıdan hatırlayablidiğim kadarıyla şöyle bir ifade vardı:
“Bu dünyada elde edilen demo mahiyetindeki hazlardan her faydalanış, öbür dünyadaki asıl zevklerin niteliğinde azalmaya neden olur. O yüzden, bu dünyada acıya talip olmalı, zevklerden mümkün olduğunca uzak kalınmalıdır…”
Bir kaç hafta önce okuduğum bu yazı, o günden beridir aklıma gelip duruyor. Tabi bunun aklıma gelip durması biraz da çok çaba sarfetmeme ve Allah’a elimden geldiğince yalvarmama rağmen kavuşamadığım dünyevi arzularımdan dolayı aklıma gelen “Acaba?” şeklindeki sitemkar ve isyanımsılığa giden düşüncelerle birleşince daha bir anlam kazandı.
Düşünüyordum ki ve düşünüyorum ki Allah’ın lütfu sonsuz. Yani bir kısım insanlara bu dünyada çektiği acıların karşılığı olarak ötede bir çok lütufta bulunacağı gibi ayrıca bir de bir kısım kimselere hem bu dünyada ve de öteki dünyada komple lütuflar neden vemersin ki? Ve niçin ben de bunlardan birisi olmayayım ki? Bu fikrim her ne kadar işlediğim günahları hatırlayıp “Bana mı? Lütuf? Hah hak etmiyorum ki!” şeklindeki düşüncemi bile alt edip rahmeti sonsuz Rabbim niçin bir günahkara da hem onu affetme hem de ona iki dünyada da mutluklar vermesin ki düşünceme engel olamadı.
Bir de aklıma gelen bir şey daha var ki o da; öteki alemde cennete giden herkesin bulunduğu kademeyi olabilecek en son nokta olarak algılamaması için bir neden yok…
Neler anlattığım biraz dağılmış olabilir. Olsun.
Biraz daha devam edersem..
Eğer diğer yanda nirvana en yakın yerde olmak istiyorsan burada acı çekmekten başka alternatifin hem de eğer acı gelecekse nasıl olsa acıdan kaçma gücün yok. En iyisimi acıyı kabüllen, kabüllen ki “Ameller niyete göredir” hadisi şerifine göre ızdırapların anlam kazansın.
O halde her iki cihanda mutluluk dileme duanı değiştir. Şöyle yap: “Allah’ım öbür dünyamı aydınlık kıl”
Yo, yo. Belki bu da en uygun dua değildir. Belki daha doğrusu: “Allah’ım senden gelen her şeye, senin aciz bir kulun olarak ve sen öyle dilediğin için tamamen razıyım. Hak etmediğim halde bana bulunduğun bunca nimetten dolayı sana minnettarım. Allah’ım sana sonsuz şükürler olsun. Allah’ım senden tek dileğim beni salih kullarından etmen, dünyevi basitliklerin peşinden men etmen ve asıl olanı yani senin rızanı kazananlardan etmen…”
Şimdi şöyle bir şey olmadı mı? Yine olayı kendimden çıkardım. Yani hazırcılık gibi bir şey. Dua edeceksin ve doğru yolda yürümeni de Allah (cc) düzenleyecek. O zaman şunu da ekleyelim. Seçim yapma durumlarında maksimum onun isteğine uygun olduğunu düşündüğüm alternatifi ne pahasına olursa olsun seçeceğim (tabi seçimde doğru olduğunu düşünüp yanlışı işaretleme riskine karşı vicdandan gelenler, kaynaklardan anlaşılanlar, feraiz ve kebair bilinci kaa’le alınma ve uyulma zorunluluğu olan noktalar).
Nasıl olsa dünya ğeşinde gitmeye değmyen sadece bir müddet katlanılıp yola devam edilmesi gereken bir uğrak mekanı. Hayat nasıl olsa öyle ya da böyle sürüyor.
Bakış açısı.
Şimdi AN. O da umurumda değil. Evlenmem üzere kimi seçip seçmeyeceğimin bir önemi yok. Zira seçtiğim kişi bir şekilde, kah güzelliğ, kah şuhluğu, kah anlayışı, kah şuyu, kah buyu ile potansiyel bir imtihan aracı olacak. En iyi ihtimalle mutlu birliktelik belaların çekim merkezine dönüşebilir. Kötü zannettiğim birisi bana cennetleri sunmaya yetkin olabilir. Bela olarak görüğüm muhtemel eş, hayat boyu benim acı çekmeme neden olup beni cennetlik yapabilir… o halde çok düşünmeye gerek yok. Hatta o kadar ki, evlenmeme bile niçin düşünülümesin ki.
Evlenmek normal bir süreç olduğuna göre daha fazla anlam yüklenilmeden ve sorun hâline getirilmeden yerine getirilecek bir ara dönem sadece. Zamanı gelirse olsun, zamanı hiç gelmezse de gelmesin.
Okulun hâlâ bitmemiş olması mı? O da ne ki? Sorun mu? Bitmezse bitmesin. Hayat devam ediyor. Borçlar mı? Para olunca ya da olursa ödenir olur biter.
İbadetler? Elimden geldiğince yerine getiriyorum. Hiç bir sorumluluğumu kaçırmıyorum. Mesela bugün Şevval ayının altı gün oruçlarından üçüncüsünü tuttum. Kalan üç günü de on gün içinde bitireceğim.
Aptalca günahlardan kaçınmaya çalışıyorumasdfkasdlgka. Belki de son cümle yanlış oldu ya…
2005 11 21