Şimdi dönüp kendime baktığımda hâlimin fazlasıyla rahat olduğunu algılıyorum. Maddi sorunum yok denebilir (evlenebilecek kadar param yok fakat bunun önemi yok. Borcum olmadıktan ve borca girmemi gerektirecek bir sebebim olmadıktan sonra evlenemesem de olur. Parasızlık azabı çekeceğime, eşsizlik azabı çekeyim daha evla -yani şimdi öyle düşündüm ama-), okulun bitmemiş olmasını sorun yapmıyorum, sağlıktan yana derdim yok, ölenim yok, kendimle barışığım (fiziğimden, zekamdan (aklımdan, rasyonel oluşumdan) vs..), ve aklıma bile gelmeyen bir sürü sıkıntıdan uzağım (Allah’a (cc) sonsuz şükürler olsun. Beni yoluna iletsin). Kısaca canımı sıkacak anlık bunalımlarım (o da daha fazlasının sıkıntısını çekme saçma fasitliği yüzünden) dışında ciddi problemim şükürler olsun ki yok.
Peki, ben ne ile imtihan oluyorum, olacağım.
Yani, gördüğüm kadarıyla insanlar bir kısım psikolojik, sosyolojik, biyolojik, xolojik sorunlarla boğuşup bu problemlere karşı koyma ve problemlere verdikleri tepkilere göre imtihan olunuyorlar. Buna dışsal sorun veya elimizde olmadan içinde bulunduğumuz şartların sunduğu imtihan parametreleri de diyebiliriz. Yani, şu ki kendimi şu an zorunlu harici parametrelerden bağımsız hissediyorum.
Bu harici parametreler insanların iç dünyalarında hareketliliğe neden oluyor ve bu dış sebepler iç oluşumlara da neden oluyor.
Bu kısım tamam.
Kaybetmekle, ulaşamamakla, yoklukla, olayların nesnesi olmakla karşı karşıya değilim. Yani, Hz. Eyyub (as), Hz. Musa (as), Peygamberimiz (sav) biçimli değil.
O zaman.
Evet, o zaman.
Varlıklar, olmakla, Hz. Süleyman (as) gibi bir durumla karşılaşabilirim.
Yani büyük cihad, yani düşmanla boğuşma şekliyle değil de, nefisle yaka paça olmak suretiyle cihad. Aslında zor olan da bu. Çünkü zengin olmak, ünlü olmak, güçlü olmak insanları dünyevileştiriyor. Bir çeşit dünya & ahiret dengesinde topuzu dünya lehine değiştiriyor. Tabi her dünyevileşme adımı ahireti unutma, nimetlere şükretmeme, imtihan edildiğinin farkında olmaktan uzaklaşma sebebi oluyor.
Yokken herkes cömert, mazlumken herkes adil, karşılaşmamışken herkes cesur fakat asıl önemli olan varken vermek, güçlüyken adil, karşı karşıya iken cesur olmaktır.
Neler diyorum ben böyle. Tabi nutuk atmak kolay, uygulamak zor.
İşte böyle.
2005 06 07