Muhteşem bir yaşam alanında, dünyada bulunuyorum, tıpkı benim gibi bu dünyada bulunan, bulunmuş ve bulunacak olan milyarlarcası gibi.
Ne kadar garip. Ben burada ne yapıyorum? Beni buraya kim, hangi kuvvet, ne zaman gönderdi veya yerleştirdi? Bu yer de nesi? Bu yer nasıl? Ve anladığım kadarıyla bu yer ne kadar da muhteşem. Akıl almaz. Yoksa benim mi aklım almaz ya da buradaki insanların ve diğer canlıların mı kafası almaz? Veya niye bizlerin kafası tüm bunları alsın ki?
Ama!? Anlamak istiyorum. Yok yok. Belki de anlamama gerek yoktur. En azından milyarlarca insanın kaçı anlamak istedi, kaçı anlamak için bir şeyler yaptı ve kaçı bulurken, kaçı bulduğunu zannetti, kaçı da arayıp buldu ve kaçı hiç aramadığı hâlde zaten buldu?
Peki şöyle olabilir mi? Belki de aslında aramak gerekiyordur!? Veya şöylesi daha doğru olabilir; n milyar insan, açık ki bu geçici mekâna bakiye müteveccih bir neden dolayısıyla geldiler. Yani demek istediğim bu akıl almaz dünya, mükemmel sistem, harikulade ortam; bunlar kesinlikle yüce bir güce dalalet ediyorlar. Hem bunu destekleyen bir sürü sebep var; peygamberler, Tevrat, İncil, Kur’an, tabiat vs..
Burada öyle ya da böyle bulunmak, burada “niçin” bulunduğum sorusunu sorduruyor. Bu “niçin?”in cevabı, burada bulunma anlamına göre değişik cevaplar buluyor. Eğer burada rasgele bulunuyorsak ki böyle bir şey akıl mantık vicdan insanlık kabul etmez, o zaman hiçbir şeyin hiçbir anlamı yok. Her türlü şahsi ve toplumsal pisliği yapmamak için hiçbir neden de yok. Ama eğer rasgele ise insanların dışındaki ortam da rasgele olmalı fakat bu çevre öylesine ahenkli ki tüm kâinatta inanılmaz bir düzen varken sadece insanların sınırsız hareketlerde bulunması da toplam fotoğrafa uygun değil. Her şey düzen içinde iken niçin insanlar anarşi içinde olsun.
Eğer buraya bizi biri göndersiyse ki, bu kesin, o zaman O’nun bizden beklediği bir şeyler ve gönderiş nedeni olmalı, biz mahlûklar da burada “niçin?” bulunduğumuzu kavramaya çalışmalıyız. Bizi buraya gönderen büyük düzen sahibi herhalde bizleri burada başıboş olalım diye salı vermemiştir.
2005 02 11