Çok şükür ki, borçlarımı gittikçe eritmeye başladım. Her ödediğim kuruş adeta üzerimden birkaç tonun kalkması gibi bana rahatlık veriyor. Öyle ki; borç ödeyeceğim kişilerden birini parasını hazırladığım hâlde görememiş olmak şu an rahat duramama nedenlerimden birisi. Parası hazır ama adamı hâlâ göremedim. Görsem de parasını versem.
“Gidip şu kızı(AN) görsem mi acaba?” diye hâlâ düşünmüyor ve ikilemden de kurtuluyor değilim. Görmek mi, görmemek mi? Ah keşke bunu sorabileceğim ve kesin cevap alabileceğim birisi olsaydı. Bunu kimseye soramam. Bundan kimseye bahsedemem. Bahsedecek olsam da.. Amaan neyse.
Lanet okul bir türlü bitmek bilmiyor. Bu gidişle de bitecek gibi durmuyor. Kalan iki üç ders yüzünden neredeyse yeniden sınava girmeyi bile düşünüyorum fakat. Fakat sakin olmam gerektiğini ve her şeyde bir hayır olacağını unutmamalıyım. Benim sığ hayal dünyamın beklentilerine kavuşmak belki de benim için hiç de heves edilecek bir şey değildir. Hatırlasana, ilkokulda iken hep Erzurum aşkı içinde bulunuyor, bir gün kendini en son nokta olarak Erzurum belediye başkanı olarak görüyordun. Şimdi bu hayal aklına hiç geliyor mu? Ayrıca daha mantıklı ve daha üst mevkileri düşünemeyen o aklın şimdi kendisi için en uygun olanı nasıl anlayabilsin ki? Her neyse. Bu mevzuda çok şey söylenebilir.
En iyisi lisedeyken okulun önünde gördüğüm at arabasında yazan yazıyı hatırlayıp işleri oluruna bırakıp rahatıma bakayım.
“Nasipse gelir Çin’den Yemen’den, nasip değilse ne gelir elden”
Sinema olayı belki bana çok uygun bir şeydi; bir film için düşünülmesi gereken parametrelere doğuştan fazlasıyla sahibim, ileri derecede müzik zevki, kurgu yeteneği, görsel sanatlara yatkınlık falan. Fakat bunu unutmalıyım. En azından şimdilik. Bir gün elime fırsat kendi elleriyle gelene dek.
Çünkü. Senaryo yazarlığıyla ilgili bir bağlantım olumsuz sonuçlandı. Kimse beni umursamıyor vs.
Doğru. Kimse beni umursamak zorunda değil. Çünkü şu an elimde somut fazla bir şey…. Yeter üff!
Sonuç şu ki; demek ki yurt dışı olayım yattı gibi. O halde normalleşebilirim.
İşte öyle.
Görüşebilirim…
2005 04 01