Her zaman okuduğum ve gerçekten de harikulade bulduğum Risalelerden birisinde geçen günlerde okuduğum daha doğrusu öğrencilerime birazda zoraki (tam olarak zoraki denemez. Çünkü bunu severek yapıyorum. Fakat vesile denebilir. Evet, evet vesile) olarak sohbet yaptığım sırada okuduğum mevzu beni oldukça etkiledi. Hâlbuki o bölümleri belki de on beşinci okuyuşum fakat bu kez jeton ancak düştü sayılır.
Yirmi üçüncü sözün birinci mebhasının o mükemmel, enfes, harika beş noktası, noktaları.
1. Nokta: İnsanın, Yaratıcısına mensup olmakla kazandığı değer. İnsanın yaratılışında, iman ışığında okunan manalar.
2. Nokta: İman ışığı altında geçmiş ve geleceğe bakış.
3. Nokta: İman ve tevekkülün verdiği kuvvet. Tevekkülün tanımı.
4. Nokta: İnsanın yaratılışındaki tekâmül amacı; acizlik ve güçsüzlüğünden aldığı kuvvet.
5. Nokta: Duanın gücü, anlamı, çeşitleri, cevaplandırılması ve kabulü.
İman hem nurdur, hem kuvvettir. Evet, hakikî imanı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir ve, imanın kuvvetine göre, hâdisâtın tazyikatından kurtulabilir. “Tevekkeltü alâllah” der, sefine-i hayatta kemâl-i emniyetle, hâdisâtın dağlarvâri dalgaları içinde seyran eder. Bütün ağırlıklarını Kadîr-i Mutlakın yed-i kudretine emanet eder, rahatla dünyadan geçer, berzahta istirahat eder. Sonra, saadet-i ebediyeye girmek için Cennete uçabilir. Yoksa, tevekkül etmezse, dünyanın ağırlıkları, uçmasına değil, belki esfel-i sâfilîne çeker.
Demek, iman tevhidi, tevhid teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül saadet-i dâreyni iktiza eder. Fakat yanlış anlama. Tevekkül, esbabı bütün bütün reddetmek değildir. Belki, esbabı, dest-i kudretin perdesi bilip riayet ederek; esbaba teşebbüs ise, bir nevi dua-yı fiilî telâkki ederek, müsebbebatı yalnız Cenâb-ı Haktan istemek ve neticeleri Ondan bilmek ve Ona minnettar olmaktan ibarettir.
Aman Allah (cc)’ım bunlar ne kadar güzel ifadeler. Eh artık bu yazıları okuduktan sonra geriye ne kalıyor? Allah (cc)’ım sana dayanıyor, verdiğin her şeye razı oluyor, güzellikler ihsan etmeni diliyorum. Her neyse.
Asıl mevzuya gelmek gerekirse!
Romantik boşluğum, fırsatları tam vaktinde değerlendirip zaman aşımına uğramamak, en uygununa en uygun zaman, zemin ve ortamda ulaşmak arzum. Bilemiyorum ki. Teyzemin önerdiği AN’u görüp görmeme, biraz daha bekleyip beklememe gibi düşünceler içerisindeyim.
Bu arada senaryo yazma olayı ve bir TV kanalına kapak atma sürecim olumlu yönde ilerliyor.
Yani. Alaka şu; kendimi eğer yeni bir dünyada bulursam gereken hamlenin en uygun zamanı da gelmiş demektir.
Yani.
Neyi, nereden bile bilirim ki?!
2005 04 19