Bu Arnavut kızı (AN) çok naz yapıyor gibi. En azından ailesi. Bu kız aradığım kız olma ihtimali çok yüksek. Aradığım kişi tesettürlü olmalıydı; bu kız çarşaf giyor. Aradığım kişi balkanlardan olsa çok iyi olurdu; bu kız da Balkanlardan. Bana benzemeliydi; bana benziyormuş. Zihinsel dünyası ortalama üstü olmalıydı; kültürlü bir aile olduğu ve bu kültür olayını sorun yaptıklarına göre bu kız da kültürlüdür herhalde (tabi kültürden ne kast ediyorlarsa?)…
Sorun bu kız değil. Sorun ben. Bunu abartıp depresyon yapmamam gerekiyor fakat olay şu ki; ben daha görmeden sempati duyduğum bu kıza karşı istedğim konumda değilim.
Bildiniz, maddiyat. Şu an stajer ücreti alıyorum ve bu daha bir-iki yıl sürecek. Yani, Barış Manço’nun bir şarkısı; “Şerife ay parçası, Şerife ağa kızı. Osman, bir garip oğlan, sefil vs..” Bırak onu.
Mu?
Sonuç; nasipse her şey yoluna girer olur nasip değilse aptallık yapıp bunalıma sürüklenmemeliyim. Alternatifler; mucize gerçekleşir kendimi istediğim konumda bulurum, her şey aynen devam eder, ben evlenmek için daha çok bekler günahtan kaynaklanan çatışmalarım ve bundan kaynaklanan iğrenç hâletim sürer ve böylece sevap hanem artılarla dolar, ya da üçüncü şık yani hayal bile edemediğim diğer şık. Hayırlısını nereden bilebilirim ki? Belki asıl istediğim daha görmeden hoşlanma ihtiyacı hissettiğim bu kişi değildir. Belki de, aslında gerçekte “Neyin hayır, neyin şer” olduğunu nereden bileyim.
En iyisi canımı sıkmadan beklemek. Zira ne zengin olmak, ne sefil kalmak, ne o, ne bu; bunların hiç birisi asıl amaç değil ve olamaz. İmtihan ve imtihana gösterilen tepki. Hepsi bu.
“İhtina’s sırat el mustakim. Sırat ellezine en amte aleyhim.”
“Allah’ım doğru yola ilet” demek istedim.
2005 09 10