Sonuç: Kurulan hayallerin gerçekleşmesi iyi bir şey olmayabilir.
Sonuç: İnsanlar kurdukları saçma hayallere ulaşınca da, ulaşamayınca da mutsuz olabilecek kadar yetenekli canlılardır.
Hep hayallerle yaşadım, hep bir şeylerin sevdasıyla gerildim, hep bir şeylerin peşinde oldum. Bir A hayali kurdum. Hiç bilmediğim bir kişiye platonik âşık oldum. Onla ilgili saçma sapan tefeüllerde bulundum; “Acaba şimdi nerede, ne yapıyor?”, “Acaba o benim hakkımda ne düşünüyordur?”, “Beni unutmuş mudur?” gibi soruları kendi kendime sordum. Bazen “Acaba ondan daha uygun olanı var mıdır” diye düşündüm. Falan filan.
Peki ya sonra!?
Sonra bir gün hayallerimin son noktasına ulaştım ve onunla baş başa oturdum konuştum. Hayallerini kurduğum kişi yanı başımda idi fakat o sırada hayalimin ne kadar saçma olduğundan başka bir şey anlamadım. Saçma hayalim birçok kişinin üzülmesi ile neticelendi. Falan, falan, falan..
Bu, gerçekleşen sonunda ulaştığım bir hayaldi.
Daha ortaokula giderken bir gün üniversite sınavını kazanmış olmayı hayal ettim. Önce gazeteci olmayı, sonra da mimar olmayı hayal ettim. Büyük olan üniversiteyi kazanma hayalime ulaştım.
Ulaştım da ne oldu? Yine annem ve anne annem haklı çıktı. Şimdi olana razı olmaktan başka çarem yok fakat belki de hiç üniversiteyi kazanamamış olsaydım daha hayırlı olacaktı. Çünkü şimdiki gibi mesul olmayacaktım. Şimdi sahip olduğum şeyler, farkına vardığım dünya, yapma şansına sahip olduğum mesul edici özelliklerim arttı.
Geçen gün “bir başbakan mı, yoksa bir hademe mi Allah (cc) katında daha hayırlıdır?” münazarası sonrası belki başbakanın yapabileceği şeyin çok olduğu fakat günahını artıran şeylerin de fazla olacağı ayrıca hademenin imkânları nispetinde mesul olduğu şeylerin onu daha güvenli kıldığından falan bahsetmiştik.
Bu çok doğru. Niçin sonu görünmez hayaller kurup, belki bir gün onlara ulaşıp manevi getirisi olmayan şeylerin peşinden koşturayım ki?
Bundan böyle küçük bir kasabada bahçeli evimde natürel bir ortamda kendi halimde yaşama şansım yok. Bu ruhsuz binalar, insanı değersizleştiren gökdelenlerin gökyüzünü göstermeyen ve toprak olmayan tozlarla kaplı caddelerinde iğrenç gürültülerle yaşamak zorundayım. Kalabalıklar arasında yalnızlık çeken bir sürü hayalperestten “herhangi” birisiyim. Tabi gelecek ne gösterir bilinemez.
Üniversite hayalim gerçekleşti fakat iki bölümlü evi ve o evin önündeki sümüklü böceklerin gezdiği bahçeyi hiç unutamadım. Aptal kutu şeklindeki ruhsuz apartman dairelerinde adeta kafesler içinde yaşamaya zorunlu gibiyim. Her neyse..
Gazeteci olmak istemiştim de şimdi bu hayalim aklıma bile gelmiyor. Mimar olma hayalimin ise, gerçekleşmediği için üzülmüyorum.
Bir şey daha; hayaller kurmaktan vazgeçiyorum. Bir kere kurduğum hayaller bu sınırlı bakış sahamda bana illüzyon gibi gelmeye başladı. Ulaştığımda mesut olacağımdan veya net olarak kârlı olup olmadığından hiçbir zaman emin olamayacağım hayalleri niçin kurayım ki?
Asıl mesele; senaryo yazarlığı hususunda iki yere CV’mi gönderdim. Şimdilik cevap gelmedi. Cevap gelse de gelmese de bu en büyük hayalimden de vazgeçiyorum. Belki peşini bırakmasam eninde sonunda bu amacıma ulaşabilirim (Bu vazgeçiş beceremeyince pes etmekten farklı bir olay) fakat yeter artık. Başkalarının beğenisi için bir şeyler yapmak istemiyorum. Tüm geleceğe yönelik hedeflerimi bir kenara atıyorum.
Bu, anlık duygusallık kararı değil, aklımın başına gelmesidir.
Maddi açıdan bakıldığında; “maddi değerler” peşinde koşma sığlığı ve hırpalayıcı etkisine girmek pek makul değil. Manevi açıdan ise; nasıl olsa herkes konumuna göre değerlendirilecektir. Manevi açı için maddi bir şeylerin peşinden koşmak ise; bu konuda bir fikrim yok.
Kitap yazma olayına gelince. Niçin yazayım ki? Bir sebep göremiyorum.
Bu işi de bir gün bu konuda motive edici bir şeyle kavuşuncaya dek bir kenara fırlatıyorum.
Motive edici bir şey de göremiyorum. Maddi beklentim yok. Kendime başarma hazzı yaşatma isteğim yok. İktidar alanımı artırma gibi bir niyetim yok. Meşhur olma gibi insanlara özgü aptallığı yaşama isteğim yok. Birilerinin gözüne girme arzum yok. Sebepsiz bir motive edici etki de yok.
Böyle işte.
Her geçen zaman,… Büyüdüğümü hissediyorum. Küçüklü…
2005 03 07