Biraz sonra akşam yemeği yememiz lazım. Aslında ben biraz daha sonra yemeyi, hem de fazla uğraşmadan ayaküstü atıştırmayı düşünüyordum. Fakat bekar hayatı ve başka birileri ile birlikte yaşıyor olma gerçeği istediğim gibi mütevaziyane bir yemek yeme isteğimi engelliyor. Arkadaş fazla vakit harcamayalım diye dürüm söylememizi teklif etti fakat ben buna hemen “evet” diyemedim çünkü bir kerede harcayacak altı milyonum yok. Yemek olayını mümkünse bedavaya en kötü ihtimalle iki milyona falan kapatma düşüncesindeyim.
Üffff!
Arkadaş tabi ki dürüm yemek isteyecek. Ben de çıktığım işteki maaşımın iki katı kadar maaş almış olsaydım benzer şekilde düşünürdüm. Neyse..
Bir yandan parasızlık, işsizlik, para harcama zorunluluğu diğer yandan tüm bu halet-i ruhiyede iken ders çalışma motivasyonuna sahip olmak. Belki çalışmamak için bahane arıyorum fakat her hal-ü karda berbat bir durum.
Ne yapmalıyım?
Tadını çıkarmalıyım. Psikolojik yapımın tersine olan psikososyal ortamda her şeye rağmen dik durmalıyım. Ve en kötüsü ders çalışmalıyım.
Haaaayıııır!
…
Çok motive oldum. Şimdi gidip mutfaktaki malzemelerden faydalanarak olabilecek en ucuz kombinasyonu arkadaşa teklif edeceğim. Yani patatesli yumurta ve yanına ne bulursak…
Vivaldi’den The Four Seasons – Spring parçası. Çalıyor. Ne kadar da hoş.
2006 12 10