Hayatımda bir şeylerin değiştiğini ya da değişmek üzere olduğunu hissediyordum.
Hayır, hayır! Uzun süredir üzerinde çalıştığım bazı uğraşılarımın ürün vereceğinden ve bu ürünlerin beni mutlu edebileceğinden ya da edeceğinden bahsetmeyeceğim. Veya çok ümit va’deden önemli bir duyum almadım. Aksine içinde bulunduğum iğrenç denebilecek durum aynen hatta her geçn gün yaşlılığı hissettiğim için artarak devam ediyor. Denebilir. Fakat demeyeceğim.
Belki bu kendini kandırmaktır?
Kendini kandırmak da değil. Kendimi kandırma haklarımı kullandım. Tüm haklarım bitti sayılır. Zira bütün hayallerimden hiçbirisi kendisi hakkında ümit beslenmeyi hak etmeyecek şekilde sona erdi.
Hiç bir şey, hiç bir beklenti, hiç bir ümit. (Ümit hakkımı öteki dünyaya saklıyorum ve orada mutlu sona ulaşmayı umuyorum. Bunun için o yolda bir şeyler yapamadığım ve yaşadığım zaman dilimlerini verimli kullanamadığım için de üzülmüyorum. Biliyorum ki ne istersen iste, olup biten sürecin parçası olmaktan başka hiç bir şey olmuyor. Ayrıca yapılan tüm ibadet vs. de zaten Cenneti kazamış olmak demek ve gereken tek şey O’nun (cc) rızası. İşin ilginç yanı da bahsettiğim Hakk’ın (cc) rızasını kazandığını anlayamıyorsun, tıpkı kaybetmenin de farkedilememiş olma ihtimali gibi.) Bu dünyada kazanılanlar emeklerin karşılığı değil, kaybetmek de sorumsuz davranmış olmanın. Ne yaparsan yap, nasıl yaşarsan yaşa, ne düşünürsen düşün.. Hiç bir şey asıl amaç değil, hiç bir durum nihai hedef değil. Hiç bir fani şeyin hiç bir anlamı yok.
Kısaca faniye yatırımın anlamı ve reel karşılığı yok. O zaman bakiye yönelik yaşa. Bunun da bir standartı yok.
Yani başladığım yerdeyim.
Ne demiştim?
Günün birinde “bir gün gelecek ve pes edeceğim. Keşke o gün hemen gelse demiştim” -gözlerim doldu-
O gün geldi galiba. Bu kez gerçekten geldi.
Artık hiç bir hayalim, hiç bir ümidim, hiç bir peşinde koştuğum yok. Hâlimin tadını çıkaracağım. Okul birmedi mi? Bitmesin her şey okul demek mi ki? Evlenemiyor muyum? Nasıl olsa farz değil bir şey değil. Aileme karşı borcumu ödeyemiyor muyum? Ne yapabilirim ki, elimden gelen her şeyi yapmaya çalıştım ve bir türlü olmak bilmedi.
Ah annem! Ah babam!
Yaşlanıyor musun, aynalar sana değişik mi bakmaya başladı? Ne yapalım, hep aynı kalınmaz ki!
Neden bir şeyleri sorun yapayım? Niçin üzüntümü artıracak beklentilere gireyim? Niçin başkalırının ne düşündüğünü umursayayaım!?
Niçin çok düşünüp, kendi kendimi yiyip bitireyim?
Ne demiştik?
Bir gün gelecek, hayalperestliğim bitecek. O gün sanki bu günmüş gibi. İnşallah bugündür. Hayallerime son vermem ya hayallerime kavuşmakla (ki hayaller ne zaman biter ki!!), ya hayal bile kuramayacak kadar kötü duruma düşüp hayal kurduğun hâlini bile özleyecek şartları yaşadığında, ya pes ettiğinde (ki biraz sonuç oldu) ya durumu kabullenmek zorunda kaldığında, ya durumu kabullenecek olgunluğa kavuştuğunda, ya aynı şeyleri yaşamaktan artık bıktığında, ya da başka bir sebeple…
Bitti artık.
Daha fazla bunalamam.
Bunalmaktan yoruldum.
Yay gerildi, gerildi, gerildi
Ve a) yay koptu
b) kolum yayı germekten yoruldu. Daha fazla çekemeyeceğim.
c) oku atmayı boş verdim. Niye atayım ki
d) oku atmak için aslında bir sebep yok.
e) okun ucunu kendime doğru çevirdiğimi fark ettim
f) okçuluğu bırakmaya karar verdim
g) hiç birisi
00.13
2006 03 17