Zincire bir halka daha eklendi.
Hikaye benzer, hatta aynı.
Önce daha ilk görüşte “Aaa! Ne kadar güzel!” hisleri içimden geçiyor. Tabi ifade yalnızca masum bir gayr-i ihtiyari düşünüş şeklinde tezahür ediyor. Sonra zamanla ilk görüşte beğendiğim (bu tüm hepsini kapsamıyor. Zira herkes için “Eh güzel işte”, “Hımm. Fena değil”, “Güzel fakat..”, “Güzel veya çirkinden güzel şıkkı..” gibi ifadeler kullanılırken bunda onlardan daha farklı bir ifade daha bir şey ifade var.) kişi ile daha çok karşılaşmaya başlarsın. Tabi bu karşılaşmaların da bir anlamı yoktur. Çünkü karşılaşılan daha bir çoğundan farkı yok gibidir. Derken…
Gel zaman, git zaman. Bunu umursamazsın. “Amaaan! Üff!” bile diyebilirsin.
Sonra.
Sonra.
Sonra.
En sonra. Onun diğerlerinden farklı olduğu hissine kapılırsın. “Evet, evet. Bu, diğerlerinden farklı. Kesinlikle!” gibi olur. Farkın fakındasın fakat hâlâ aynen devam ediyor gibidir.
….
Ufff!
İki gün önce rüyamda gördüm. Onu görmeyi kendim seçmedim. Onu rüyamda görmek için özel çaba sarf etmedim. Madım, medim, mudum.. Evet, evet rüyamda gördüm. Sarıyer tarafları düz ve deniz kenarı idi. Oralarda teyzemler falan oturuyormuş. Denize sıfır bizim mi yoksa teyzemlerin mi yoksa komşunun mu olduğunu bilmediğim evin yanındaki havuzlu olabilecek yeşilliklerin olduğu bahçede oturuyordum. Karşımda da o vardı. Tatlı tatlı gülüyordu. Bebek gibiydi.
Rüya da umurumda olmadı. Üff! Her zaman ki gibi saçma sapan rüyalardan biridir herhalde dedim. Dikkate almadım. Fakat rüyadan uyandığımda, rüya bittiği için üzüldüğümü hatırlıyorum.
İşte böyle.
Daha bitmedi.
Bu gece de rüya görmüştüm.
Bu günkü saçma rüyamda da dersane de ona soru çözüyordum. (Gerçekte hiç soru sormadığı dikkatimden kaçmıyor. Ofislere katılmıyor). Ne güzeldi. Soru çözerken fırsat bulup elinden tutmuştum. Tam o sırada da birisi onun o güzel elinden tuttuğumu görmüştü. Utanmıştım ve uyanmıştım ve rüya bittiği için yine üzülmüştüm.
Rüyalarımda da gördüm.
Şimdi derse gittiğimde “o” aklıma gelerek dersi ve sınıfı hayal ediyorum. Tabi bir de bir kaç derstir süre giden dalgınlık ve manik depresif soğuk esprilerim de sürüyor.
“Çok güzel.”
Bu cümle doğru mu acaba. Gerçekten çok mu güzel. Yoksa ben mi onu çok güzel görüyorum. Gerçekte benim onun hakkında hissettiklerimin sebebi o mu, yoksa ben miyim? Biliyorum ki bunun sebebi benim fakat bende bu romantik isteği uyandıran da onun benim bu hâle düşme eşik değerimi aşacak evsafa sahip olması.
Yine oldu. Bir kere daha. Aynı şekilde. F’den sonra N.
Bu da zincirin son halkası değil. Keşke son halkaya kavuşmuş olsaydım. Bunu son halka yapabilirim. Onunla bu meyanda konuşur onu elde edebilirim gibime geliyor.
Fakat bir kere daha “HAYIR” bir kere daha “OLAMAZ”.
Benzer şeyler. Farklı dünya görüşü. Onun benim için sıfır (yani bir arkadaşı olduğunu ve bu lanet liseler de sıkı fıkı ateş barut arkadaşlıklarının ne kadar iğrenç sonuçlar doğurduğunu biliyorum) olmaması.
Ve yine benzer şeyler. İstediğim kişiye kavuşabilmemin neredeyse imkansız olması. Annemin, teyzemin bulduğu kişiler. Şu Arnavut olabilirdi fakat o zengin. Bana gitmez. En son bulunan. Onun yaşı büyük. Kendimin karşılaştıkları F de bunun gibi. X (Dibace) de benzer…
Bir benzer şey daha. Patlamak çatlamak, çıldırmak kelimeleri beni tanımlayan kelimeler.
Devamı..
O kız çok güzel de olsa, beni, yaksa yıksa mahfetse de ben yine patlama çatlama çıldırma şıkkına devam edeceğim.
(İnşallâh sonu güzel olur. Olmasa ne olacak sanki. Önemli olan dua etmek değil mi? Doğru ya.)
Sonuçcuklar;
- a- Ateş barut birlikteliği buna benzer olayları tetikliyor. Yani kamuda kadın erkek beraberliği olduğu müddetçe aldatma, gönlünü başkasına kaptırma olayları hep vuku olacaktır. Her zaman için ayak kaydırıcı birileri olur. Tabi eğer ideal evlilik olmamışsa olasılık artar.
- b- Kadına çarpılma olayında kadının çekme özelliği kadar erkeğin çarpılmaya müsait psikolojide olması da önemli. Hiç bir partner olayı olmayınca en aptal tipler bile orijinal gelebilir.
- c- Kamudaki buna benzer durumlar karşılıklı acı çekmeye sebep oluşturuyor. Daha da kötüsü bu durumdan nasıl kurtulunabilinir ki?
- d- Tek bir kişiye aşık olunmuyor. İlla birileri karşına çıkabilir. Ayrıca eskiler öyle ya da böyle unutulabilir.
- e- Elinde kor ateş tutmak bu olsa gerek. Defalarca derste göreceğim ve … Hayır olmaz!
- f- Duygular, mantığa karşı çok etkin olabiliyor.
Neticey-i Kelam:
Sakla samanı, oysun gözünü.
2006 01 15