Memlekette iken babam diplomamı sormuştu. Görmek istiyordu. Ben ise buna kaçamak cevaplar verdim. Yalan söyledim.
Bunu yapmalı mıyım, yapmamalı mıyım bilemiyorum. Bildiğim şey babamın da diğer akranları gibi oğlunun mesut olduğunu, bunun da düzenli bir hayat sürmek evlenmek ve torun sahibi olmak olduğunu biliyorum.
Bu durum çok sıkıcı. Karda kışta inşaatlarda çalışmak zorunda kalan babama oğlunun adam olduğunu gösterme şansım henüz gelmedi. Ve acı gerçek şu ki somut bir umut ışığım yok.
Uzun zamandır ağlamıyorum. Güçlü olmaya çalışıyor ve kısmen bunu başarıyorum. Fakat karşılanamayan açlıklarım duygularımı mahvettiği gibi mantığımı da perişan edebilir. Her orucun bir iftar vakti ve buna bağlı olarak geleceğini bildiğin iftar saatinin oruç motivasyonu olur ancak benim oruçlarımın iftar vakti belli değil…
Romantik açlığım, bu yaşa gelip de bir karşı cinsin gözlerinin içine doya doya bakamamış olmak…
Hayallerimin (başarma) açlığı, potansiyellerimin farkındalığına rağmen bunun eksikliği.. neyse ki bu umursanmayabilir, belki de,, aslında bu da berbat.
Maddi açlık. Borcum olmayan hiç bir zamanım olmadı ve bunun yani borçsuzluğun nasıl bir şey olduğunu hissetmek isterdim.
Karnım da aç denebilir. Şimdi kim yemek yapacak, hem de domates ve patates haricinde bir şey… aptalca süre giden bekar hayatı… bitmek bilmiyor, maalesef.
Süre gider.. daha fazla devam ettirmenin âlemi yok. Öğlenleyin ne demiştim?
Dik dur, sabret ve aptallaşma.
Dayan demek kolay, aç bir insan için “dayan” kelimesinin fazla bir anlamı olmuyor.
Aman ya!! Bunları aslında yazmamam gerekiyor. İşte öyle.
2007 02 05