Öğlen 12:00 gibi kalktım. Sabah 06:00′da ancak yatabilmiştim. Günlerdir bu şekilde uyuyabildiğim gibi.
Web sitesini yaptığım optik şirketine gitmem gerekiyordu, hem de bitirdiğim şirket logosunu teslim etmeliydim.
Ayrıca birisinden telefon bekliyordum. Bir ajans sahibiyle bağlantıya geçme ihtimalim vardı ve gün içinde aranma ihtimalim, çağırılma durumum vardı. Bu yüzden kıyafetime dikkat etmeye özen gösterip kumaş pantalon giydim ve berberde ense traşımı da yaptırdım.
Eminönü’ne gittim. Logoyu teslim ettim fakat adamlar iki aydır süren logo olayının ardından sanki benden logo istememiş gibi davranmaları bir yana sadece 300 ytl ye yaptırdıkları site için bitmeyen isteklerine yenilerini ekleyip başka sitelerde gördükleri attraksiyonlardan da eklemeler yapmamı istediler. Ayranı yok içmeye atlar gider çeşmeye tipinden bu adamlar ek işler için ek ücret talep etmem karşısında yapacağım şeyin kolay olacağını söylediler ve ben de onlara “o zaman kendiniz” yapın diyerek oradan ayrıldım.
Sonra komşularına gittim. Onlara 500 ytl ye anlaştığım sitenin taslağını gösterdim onlar da daha geniş çaplı bir site düşündüklerini falan filan.. o iş de iptal oldu. Yani mart ayını çıkarmayı düşündüğüm iş iptal oldu.
Sonra önceki iş sahibine gidip siteyi internete koyduktan sonra onlarla iş yapmayacağımı söyledim ve onlardan ayrıldım.
Yeni Camii’nin orada iken Erzurum’daki dayımı beni bir kaç kez telefondan çaldırdıkları için aradım. Onlar da bana oradan buldukları kızın (SD) benim onu görmemi beklediğini söylediler. Ben de telefonu kapattım ve hiç telefonla konuşmamış gibi yoluma devam edip tekrar Feriköy’e döndüm.
Kahvaltı bâbından yiyeceğim yemek için işlerin rast gittiğini düşünerek makarna ve üzerine balık konservesi düşüncemi makarna ve yanına hazır çorba ile değiştirdim.
Aramasını umduğum kişi aramadı. Kredi kartım ödenmek üzere bekliyor ve saire, ve saire…
Okulun bitmesi için aldığım iki dersten birinin hocası arkadaşımdan benim telefon numaramı almış. Bu da derse kayıt dışında uğramadığın hocayı bir gör anlamına geliyor. Ve okul, hoca ve ders gibi hiç bir şey görmek istemiyorum.
Ne yapmalıyım? Bunalım mı?
İlginç ama bunalım falan da yapmıyorum. Sadece bekliyorum.
Ve merak ediyorum. Bu işin sonu nereye varacak diye. Hayatım hep böyle mi sürecek? Anahtarları deneyip durmak işe yaramadı. Ağlayıp zırlamak işe yaramadığı gibi olayı trajik hâle getirerek psikolojik ve fizyolojik yıkım da ekliyor.
Bu arada akşamleyin de bir film izledik; “Muhsin Bey” diye. Güzel bir filmdi. Günümün üzerine de iyi gitti.
İşe başvurma olayını deneyip duruyorum; işe yaramıyor. Şimdiye kadar kendimi geliştirmek adına yaptığım şeyler işe yaramadıkları için acı vermekten başka bir işe yaramıyor. Falan, filan.
Ha evet. Dik durmalıydım. Durayım bari. Yan durmaktan yoruldum zaten. Bunca sıkıntıya dik durarak tepki verelim bakalım ne olacak?!
Ayrıca bu ayın sonunda bir hikaye yarışması olacak, o yarışmaya katılacağım. Eğlenceli olur diye değil tabi, belki ödül falan kazanırım da biraz para falan elde ederim. Yarışmaya katılmak için on beş sayfalık iki hikayenin yedişer fotokopisini çektirmem ve bunları Üsküdar’da bir yere teslim etmem gerekiyor. Yani para lazım.
İğrençççhhh!!!
2007 03 07