İçinden çıkılmaz hâller, insanı bunalımdan bunalıma sürükleyen durumlar, her insanı pes ettiren ve bitiren bir şeyler…
İnsanlar ve ben.
Bir yerlerde büyük bir hata yaptım, kesinlikle yaptım; aptallık ettim ve bunu defalarca tekrarladım, tekrarlıyorum ve büyük ihtimalle yine yapacağım. (yapmamaya çalışacağım)
İnsanların ihtiyaçları, somut ihtiyaçlar ve en az onun kadar kendini hissettiren soyut ihtiyaçlar. Kendimden ve çevremdekilerden anlayabildiğim kadarıyla adı konulmamış (ya da adını benim bilmediğim ve muhtemelen psikolojik bir terim olarak ifade edilmiş olan) birçok duygusal aksiyon var; kendini gerçekleme ihtiyacı, daha fazlasını arzulama dürtüsü, ölümü unutup dünyaya dalma eğilimi, varlığının diğer varlıklar tarafından fark edilmesini veya takdir edilmesini isteme…
Kendine bir gaye biçme ve bu (muhtemelen fazlaca büyük çizilen) gayeye davranma zorunluluğunu hissetme.
Ve saire ve saire…
Aklıma bir sürü şey gelmişti ama şimdi hepsini unuttum.
En iyisi yine klasik meseleme döneyim; dı nı nı nı, dı nı nım. Bunalım!
Bunalım kesinlikle beyin ile kontrol altına alınabilecek bir şey. Fakat bunu yapmak için (yani beş kazanmak için) iki kaybetmeyi göze almak lazım. Gerçi iki kaybı vermek istememek zaten dört kayba neden oluyor ya eninde sonunda.
Bunalım yaşadığım ve mahvolup perişan olduğum sıralarda bu cümleleri duysaydım kesin “saçmalama” derdim ve mutlaka üzülmek için bulduğum şeylere ve üzüntüme devam ederdim.
Fakat dur!
Kabul et!
Aptal olma! Evet, evet her insanda az çok aptallık olayı vardır. Bazen aptallarda zekice şeyler olduğu gibi, normal insanlarda da aptalca davranışlar normaldir.
Aptallık=bunalımı derinleştirmeyi sürdürme ve bunu akla getirip durarak olayı daha da berbatlaştırma.
Şimdi bir örnek;
İşim yok, yaşım yirmi sekize dayandı, hiçbir romantik etkinliğim yok, okulum bitmedi, aileme karşı mahcubiyetim sürüyor (bunlara; statüm yok, başım kelleşmeye başladı, borçlarım var ve durmadan artıyor gibi eklemeler yapılabilir)
Şimdi bunlar beni mahvetmeye yeter artar; yetti arttı bile.
Fakat bir saniye…
Bunlardan niçin mahvolayım!?
Gerçekten de bunlar özellikle de okulun bitmemiş olması (pek bitecek gibi de görülmüyor. Salı gün ki sınav beni endişelendiriyor. Ayrıca on gün falan sonraki sınava daha hiç bak(a)madım. Ayrıca aldığım iki dersi ve ikinci dönemdeki lanet dersi de geçsem bile bu mezun olmama yetmeyecek çünkü ortalamam berbat. Her neyse) beni geriyor ve beni aptallaştırıyor. (hem de şükretmem gereken sayılamayacak şeylere rağmen)
Aptallık!
Bunları düşünüp aptallığa düşmek aptallıktan başka bir şey değil. Bunları kabullenip, bunlara göre plan geliştirmeliyim. Mesela; aileme gerçeği söylersem onlara karşı mahcubiyetim kısa süreli hayal kırıklığı ardından sona erecek.
Evlenemiyor olmam. Ne yapalım evlenemiyorsam. Ne olacak yani birkaç on yıl daha idare et. Zaten pilin bakarsın bitiverir. Okul bitmezse bitmesin; onun kahrını çekim niye hasta olayım ki? Kafam basmıyorsa basmıyor ne yapalım!
Parasızlık ve borçlar! Bu konu. Evet, bu konu, işte bu! İşte bu beni aptallaştırabilir. Ama aptallaşmadan önce köşeye sıkışmış kedi gibi elimden gelen her şeyi yapmam gerek. Elimden gelen her şeyi yapmak en azından az çok para kazanabilirim herhalde.
Falan filan yani…
Düşünerek sorunlar önemsizleştirilebilir ve telkin yaparak motive olunabilir. [Bu cümle geri zekâlı kişisel gelişim kitaplarının zırvalarına benzedi gibi]
Don’t worry, be happy!
Aptallık yapıp üzüleceğime, mutlu olmayı bilen bir aptal olayım. Nasıl olsa aptallıktan kaçış yok.
Ne demek kaçış yok! Şimdilik aptallığı kabul etmek zekice olacak çünkü bunalım aptallığı seni hiçbir şey hale getiriyor, aptallık zekiliği en azından enerjik olmanın engellememesini engeller. İşte böyle!
Bunalım saçmalığından bıktım ve bunu beynimle savmaya karar verdim ve tabi tam inanmış bir müminin her şeyi Allah’tan (cc) bilmesi ve tevekkül ederek şükretmesi gerektiğini unutmadan.
Yarın askerdeki kardeşimi ziyaret etmek için Bilecik’e gideceğim. İnşallah 06.30′da kalkabilirim. [01.00]
Uyuyabilmek için daha fazla uğraşmayayım çünkü uykum neredeyse geldi. Işığı kapatırsam belki yarım saat içinde uykuya dalabilirim, bu yatmaya çalıştığım ortası dere gibi kanepenin üzerinde.
Hadi!
Mışıl mışıl…
En son saate baktığımda saat 04.00′tü.
2007 01 06