İşe başlayalı tam bir hafta oldu.
Daha?
Dahası bu konudaki durum?
Her sabah dokuzda işe başlayıp akşam altıda iştem çıkıyorum. Bir haftadır öyle oldu, her ne kadar bundan sonrasında bu altıda paydos durumu olamayacak gibi görünse de.
Her neyse.
İş?
İşten memnun olmam içinde, memnun olmamak içinde sebeplerim var. Memnun olduklarım; iyi kötü bir gelirim olacak, bunalımlı bu dönemimde evde aptal gibi bekleyip durarak acılar içinde kıvranmayacağım. Kötü olanları ise; sanki mesai saatlerinde aleyhime bir gidişat var gibi, iş dışında bir şeyler yapmama el vermeyecek şekilde haftada altı gün ve akşamları da iğrenç ek mesai olayı var, iyi bir gelirim yok ve tilki beyinli ajans sahiplerinden para elde etmek çok zor gibi gözüküyor. İşe tam olarak rezonans olamadım. Ve saire, ve saire.
Asıl mevzu bu ve bunlar değil aslında. Daha doğrusu asıl mevzular.
Manevi yanım? Manevi yanım gelişmeyi bırak, kaşarlaşmış bir yapıya ve sıradan ve alışagelinmiş rutin ibadet etmekten başka bir şey yok. Belki bu sınırsız gelişmeye açık olduğum bu işte daha iyi yerlere gelip ilerisi için davam uğruna kendimi iyi hissedebileceğim işler yapabilirim fakat böyle düşünmekten bıktığım da bir gerçek. Zira gelecek ne zaman gelecek? Bir şeyleri yoluna koymaya çalıştıkça yeni şeyler çıkıyor ve dünya hayatı bir şeyleri halletme yolunda kendini kaptırıp çabalarken ölüme doğru farkına varmadan ilerleyivermekte. Daha ne kadar bekleyebilirim.
Hadi bunu da boş verelim.
Asıl sorun? Ya da asıl sorunlardan bir diğeri.
Kendimi gerçekleme olayı?
Kendimi gerçekleyemediğim müddetçe içimde bir yerlerde bir şeyler olup duracak, daha da kötüsü kendimi gerçekleme denen şeyi otuzdan önce yapamazsam kendimi hiç bir zaman gerçekleyemedim demektir gibi bir düşünce de içimdedir, en azından otuza kadar..
Evet! Kendimi gerçeklemek! Bir şeylerin eksikliğini hissetmekten bir türlü kurtulamamak. Bilmediğim mükemmeli yakalamaya çalışma paradoksu. İşlerin o anlamda yürümek bilmemesi. Falanlar filanlar.
Kendimi gerçeklemek?! Yoksa böyle bir şeyi hiç aklıma bile getirmemem mi gerekiyor. Ya da ne yapmam gerekiyor? Yapmam gereken ne?
Allah’ı çok seviyorum ve O’nun istediği yönde bir şeyler gerçekleştirmek istiyorum. Bu cümlenin ardından aklıma hemen işlediğim günahlar ve bu günahların O’nu seven birine yakışmadığı fakat son cümlenin ardından da Allah’ın kullarına (özellikle de O’na yönelen ya da yönelme arzusunda olan) karşı Rahman ve Rahim sıfatları ve affedici olacağı Settar olduğu ve bütün O’na yönelik hislerle dolu … (sonunu getiremedim)
Yani? Yani eğer ben gerçekten O’nun için bir şeyler yapmak istiyorsam ve bunu …
Yani Tevekkelt-ü Alellah, yaninin yanisi: Yalnız O’na dayanıyor ve yalnızca O’na yalvarıyor ve İbrahim Hakkı gibi (D:\ Erzurumlu İbrahim Hakkı – Teslim) “Naçar kalacak yerde / Nagah açılır perde / Derman eder ol derde” ve (D:\ Erzurumlu İbrahim Hakkı – Hak Şerleri Hayreyler) “Hakkın olıcak işler / Boştur gam ü teşvişler / Ol hikmetini işler / Mevla görelim neyler / N’eylerse güzel eyler.
Deriz ve rahatlarız ve şimdilik bu işe devam etmem gerektiği sonucuna ulaşırız.
Unuttumdu ki dün Royksopp – What else is there parçasını dinlediğimde, ki parça dün yeni geldi, içimde bir şeyler kıpırdadı, bir şeyleri hatırladım sanki, duygulandım ve ağlamaklı oldum. Kaybettiğim bir şeyin peşindeyim ve aradığım şeyi bir türlü bulamıyorum daha da garibi ne aradığımı bilemiyorum. O parça aradığım her neyse onu bir kez daha anımsattı. Ve dik durmam, akıllı davranmam ve mütevekkil olmamı anımsattı. Bir de köyden, çocukluktan bir şeyler anımsattı.
Delirme belirtileri mi, akıllanma mı? İkisi de değil. Bilmediğim bir şey işte! Ne bileyim!!?
2007 03 21