Memleketten iki gün önce geldim. Geldiğimde yazmayı tasarladığım bir sürü şey vardı lakin şimdi pek bir şey aklıma gelmiyor.
Evvel ki gün bir işe başvurdum. Görüştüm ve adam kabul edilme ihtimalimin düşük olduğunu söyledi. İstedikleri tüm şartları fazlası ile karşılıyor olmama rağmen.
Dün arkadaşla Eminönü’nde idik. İkimizin de bir sürü borcu var. Arkadaşa “çiğ köfte yiyelim mi?” dedim arkadaş parasının olmadığını söyledi. Düşündüm “adamın beş parası yok fakat ödeme yapılırken para ödemeyi düşünüyor. Kendini ödemek zorunda hissediyor. Ne kadar asilce.” Parayı ben ödeyeceğim dedim, bir yandan da paraların gideceğini düşünerek. Neyse sonra çiğ köfteciye gittik. Oraya vardığımızda çiğ köftecinin önünde kimse yoktu ve çiğ köfte yapan adam almayı düşündüğümüz çiğ köfte dürümün son kısmını yapıyor, lavaşı malzemenin etrafına sarıyordu. Biz yanına vardığımızda çiğ köfte kağıda sarılmış hazır vaziyetteydi. Adam hemen dürümü ikiye böldü ve yarısını arkadaşa yarısını bana verip “nasibiniz varmış demek ki” dedi. Adam para almadı, biz de olmayan paralarımızı harcamak zorunda kalmadık. Yarım dürümü yerken “nasip” kısmını düşünmüştüm. Hiç bir şey yapmadık ve nasibimiz bizi bekliyordu.
Bugün ise kötü bir şey oldu. Uzun bir aradan sonra yine kabus gördüm. Ağzımın her yeri ağrıyor; dişler, damak, çene kısmım. Hep üşüyorum.. falan filan…
Bir fırsat, bir umut….
… ha unutmadan! Aldığım derslerden … FF, … AA geldi… üzerimden koskocaman bir dağ kalktı.
2007 02 04