Son finalime (İnşallah gerçekten son finaldir) bir ay kaldı. Çalışmam gerekiyor, her zaman ki gibi, on yıldır olduğu gibi hatta yirmi yıldır olduğu gibi.
Tam yirmi yıldır, ilkokul ikiden beri, kuzeydoğudan batıya taşındığımız şehirdeki zamandan beri.
Tam yirmi yıldır.
Tıpkı yirmi yıl öncesinde olduğu gibi, tıpkı yirmi yıldır olduğu gibi, genlerimin baskıladığı hayata ulaşmak için (genlerimin baskıladığı hayat = borçsuz bir hayat, dimdik bir hayat, parasızlıktan dolayı kitap alamaz olmadığım bir hayat) çabalamak ve bu çabaya yönelik çalışmak, çalışmak, çalışmak.
Bir türlü sonu gelmeyen çalışmalar ve bir türlü bitmek bilmeyen sınavlar. Yaşıtlarımın çocuk sahibi olduğu bir yaşta hâlâ serseri bir mayın olmak, yönü belirsiz biri olmak.
Tüm bunlar bunun için miydi? Daha ilkokul dörde giderken Türkçeden aldığım 3/5 notu sonrası daha iyi not alamadığım için ağlamam, bir gün ulaşacağım bu gün için miydi? İlkokul beşe giderken aldığım, daha üst sınıflara yönelik ama daha kapsamlı atlas bunun için miydi? Ortaokuldaki başarı belgelerim hep bunun için miydi?
Yoksa acele mi ediyorum?
Acele mi?
Yirmi dokuz yaşında geleceğe yönelik anlamlı bir garantisi olmayan birinin aceleciliği…
Her neyse…
Ne yapabilirim ki? Daha ne yapabilirim?
Ah ümit! İçim ümit hâlâ nasıl olabiliyor anlamıyorum.
Sen kaybettin! Maç bitti, daha nasıl kazanacaksın ki? Neyi kazanacaksın?
Ümit.
Ümit deyince yazacak şeylerim bile bitti.
Son ümidim de bitse belki o zaman sonu gelecek bu kaosun.
2008 04 08