Bugün hapishaneden çıktım. Allah’ıma binlerce şükürler olsun.
Saat 12.00 gibi bana ders veren hocayı aradım. Hoca henüz kâğıdımı okumadığını ve 45 dakika içinde okuyacağını söyledi. Hocayı 12.50 gibi işyerinde yemek yedikten sonra aradım. Yanımda arkadaşlarım da vardı. Hocanın bana bir şaka yapacağını biliyordum ve yaptı da zaten. Hoca kâğıdımın kötü olduğunu bu kâğıda hiç puan verilemeyeceğini falan söyledi, ben de sanki böyle bir şakayı hiç yapmayacakmış gibi şakaya ayak uydurdum ve “aman hocam ne yapıyorsunuz, kalpten gideceğim” gibi bir şeyler dedim. Sonra hoca bana BA verdiğini söyledi. Hoca müteşekkirâne cevaplar verdim, arkadaşlarım da alkışladılar, alkışları hoca da duydu. Gülüşmeler oldu, arkadaşlar beni kutladılar ve evet mezun oldum, cezaevi kapısından adımı dışarı attım.
Ama korkmuyor da değilim. Sanki gardiyanlar beni geri çağıracaklarmış gibi duygulara kapılıyorum. Gözümden bir şeyler kaçmış olabilir mi? Acaba hesap et(e)mediğim veya atladığım çok önemli bir ayrıntı var mı?
Acaba? Acaba?
Bunu hikâye etmiş olsam da şimdi bile içimde endişe bulutları oluşmadı değil.
Allah’ım sana şükürler olsun.
Esasen fazla bir şey(ler) de yazasım gelmiyor. Galiba bir müddet kendimi bırakmam ve olup bitene anlam vermem gerekiyor, galiba içine adım attığım parkta oyuncaklarla oynamaya başlamadan önce, parkı bir dolaşsam daha iyi olacak.
Ooooh! Ohh be!
2008 05 30