Hayat aslında ne kadar kısa. 29 yaşıma geldim. Ne zaman geldim, bunca yıl boyunca ne yaptım, bu koskoca gibi görünen ama pratikte kıp kısa olan vakit nasıl geçti? hayat denen şey bu muydu? Gelecek hayalleri peşinde koştururken şimdinin geçmesi ve gelecekten de sonrasına varıvermek. bu mudur!?
Hayallerimden ve bir türlü kavuşamadığım ve her geçen gün zihnimde gittikçe silikleşen planlarımdan bahsetmeyeceğim. İdealist davranış göstererek bu hayallerimin peşinde koşmaktan vaz geçmeyeceğimi de söylemeyeceğim.
Diyeceğim şu ki; 29 yaşına gelmişim. 29 yaş; şua an bu yaşta olanların benim paralelimde hayat biçimi içinde olanları çoluk çocuk sahibi, planlarını uygulamakla meşgul. 29 yaş +1=30. 30, bir zamanlar gözüme çok büyük görünen 20-21 yaşındaki futbolcuların ve askerlik çağındakilerin yaşının 10 fazlası. Artık tümseğin ötesine geçilen, dünyadan kopma selektörlerinin yanmaya başladığı 40 yaştan yalnızca 10 yıl öncesi; şimdiye kadar geçen döneme bir üçte biri eklendiğinde gelinebilecek 40′a 10 kala.
Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allah’ım bu çizgili yüz?
Hayat ne kadar da kısa ve ne kadar da peşinden koşma enerjisi sarf etmeye değmeyecek kadar ölümlü hayattan uzak.
Adeta ömrünün son demine yaklaşmış bir yaşlı adam psikolojisine bürünüverdim sanki bir an.
Yoksa bu ifadeler bir çeşit pes etmişlik mi? yoksa 30′a gelen bu yaşta, o kadar gaza bazmış olmama rağmen çektiğim patinajların boş yereliğini hissetmişlik mi?
Bilemiyorum, hiç bir şeyi bilemediğim gibi.
Yaş geldi 30′a, 30′lara. Bundan sonrasının fazla bir önemi var mı ki? Hayır, hiç zannetmiyorum.
Geçti artık hayatımın en fidansı çağları, geçti artık yaprakların açık yeşil olduğu dönem ve tomurcukların her an patlayacakmış havası veren duruş sergilediği dönemler. Geçti artık, geçti artık, geçti artık. Gözlerim dışarıda yağan mayıs yağmuruna özenmişlikten olsa gerek yaşla dolu verdi. Ama neden?
Neden ağlamak istiyorum, beni hüzünlendiren ne oldu? Yaşlanmışlığımı dile getirmek, geçen zamanın hiç bir şekilde geri gelmeyeceğini müdrik olmak mı? yoksa bütün gayretlerime rağmen kavuşamadığım her biri amacıma olan uzaklığım mı?
Hangisi?
Belki de hepsinden biraz. Aslında mantıksal düşüncelerle kendimi teskin edebilirim, kendini ikna edebilir, boş verebilirim. Ama gerçek gerçektir; yolun ortasındasın ve istesen de istemesen de mevcut halinle kalan kısma devam edeceksin.
Kaygılı mısın? Kaygılı isen niçin?
Her zaman borç içinde yaşamış olmanın hâlâ bitmemiş olması ve belki de hiç bir zaman hayalini kurduğun bahçeli eve kavuşamayacağın, evin kapısı ile dış kapı arasında çiçekler arasında geçmekten ümit kesmiş olman mı? (bu kısım galiba, gözyaşı bezlerim bu kısımda daha etkin davrandı)
Kendini ikna edemez misin, bu dünyanın fani olduğuna ve dünyevi amaçlar uğruna göz yaşlarını israf etmemen gerektiğine…
hayıır!!!
bilemiyorum..
galiba çok açım.. Sevgiye açım ve sevebileceğim tomurcuk gibi açmış bir sevgili sahibi olamamaya ve olmaktan ümit kesmekten dolayıdır.
Dayanabilir misin, biraz daha. Bak zaman çok hızlı geçiyor. Öyle ya da böyle, bitecek nasıl olsa.
ha…
Ahhh! Hayallerim, ah o ilkokuldan beri savaşan çocuk, ah o ortaokul çocuğu, ah o liseli platonik âşık, ah üniversite yılları adeta cezaevinde geçen adam… Sana bakıyorum ve senin için ağlıyorum belki de…
Ah ne kadar aciziz ve ne kadar suyun akışında gitmekten başka alternatifi olmayan cüzi irade tutsağıyız.
tek bildiğim şey var ki o da aslında hiç birisi çok da önemli değil, sabır edilebilir ve asıl önemli parametre ne bahçeli bir ev, ne de hayallerdeki prenses (hayallerdeki prenses demişken, bir gün karşıma çıkmayacaksa 60 yıl da hep böyle geçecek demektir..??) ne de kendini gerçeklenebilmiş olma mutmain hâleti..
Allah’ım, seni seviyorum ve sana olan sevgim bana vermediklerinden dolayı azalacak değil, seni seviyorum çünkü içime verdiğin acayip ümit duygusu sayesinde her türlü fiyaskoyu boş verebiliyor, her tülü insani acizliğimin geçici birer imtihan öğesi olduğunu anlayabiliyorum.
Allah’ım…
Daha bitmedi değil mi? biraz daha sabretmem gerekiyor, öyle mi? tamam şükredecek ve sabretmeye devam edeceğim, çok yakında(50-100 yıl) gelecek olan ölüm meleği gelene dek.
2008 05 04