Esasen yazabilecek bir şeyim yok aslında. Daha çok şöyle diyelim yazı yazacak ortamım yok. Özet geçeyim en iyisi.
Bir türlü mezuniyetime ve niteliklerime uygun bir işe rastlayamadım ve şu an bu satırları yazdığım yer de her zaman ki gibi idareten/mecburiyetten çalıştığım yerlerden birisi. Kaçıncı işim olduğunu bile bilmiyorum: Amelelik, laboratuar sorumluluğu, freelance web sayfası tasarımcılığı, öğretmenlik, gazetede tasarımcılık, ajansta tasarımcılık, bilgi işlem sorumluluğu, test mühendisliği ve şimdi multimedya sorumluluğu.. belki yazmayı unuttuğum bir şeyler de olmuştur..
Her neyse…
Evlenebilmeye yetebilecek “işte bu iş benim işim” diyebileceğim bir iş bulamayacağıma inanmaya başladım. Devlette sıradan bir memur olmak bile bana artık ulaşılmaz gibi geliyor. 90+ almayı umduğum sınavdan 82,5 gibi abuk sabuk bir puan aldım. Bakalım ne olacak, bakalım hangi talihsiz serüven beni bekliyor. Her insan gibi evlenebilmek ve sıradan bir hayat sürdürebilmek. Ne kadar da zor. Üstelik.. neyse..
Asıl meseleye gelelim.
Şu an ayımı çıkarabilecek kadar maaşım var. (Evlenebilmeyi düşünebilmek mi? Birilerine açılabilecek yeterlilikte öz güven verecek bir iş mi?)
Uff.
Annem aradı. İki gündür rüyasında hasta olduğumu, yakında öleceğimi falan görüyormuş. Ah anne! Ben de iki gündür intihar düşünceleri ile ağlayarak uyuyordum. Bu nasıl bir histir ki içinde bulunduğum durumla senin rüyaların paralellik arz ediyor. Telefonda “Rüyayla amel edilmez. Boş ver” dedim fakat bir yandan da bu duruma çok şaşırdım. Keşke rüya gerçek olsa da Azrail eli ile öbür aleme yolcu olsam.
Yazabilirim. Paragraflarca, sayfalarca.. ama gerek yok. Çabalamanın anlamı yok.
İntihar da edemem zaten. Çünkü günah. Kim bilir belki de intihar etmediğim her gün sevap haneme olumlu puanlar ekleniyordur.
Offffff…