Ben kaybetmeye alıştım artık. Kaybetmeme huyunu da bir gün geleceği umuduyla bekliyorum tıpkı eşofman üstü, beş milyon ve saati beklediğim gibi.
Önce maneviyatımı kaybettim. O ise ihlasımı kaybetmekle başladı. İhlasımı kaybetme nedenim ise kendim olmayı kaybetmekle başladı. Kendim olmayı kaybetmem ise maneviyatımı kaybetmemle başladı.
Eşofmanı bulmam bir elin onu bana vereceği ana kadar mümkün olmayacak gibi, 5eş milyonu bulmam ise beş milyona takılıp kalmamakla onu bir daha elde edebileceğim hissiyle, kaybettiğimin yalnızca bir yanlış futbol pası olduğunu düşünülerek unutulabilir. Saati uğrasırsam belki, uğraşmazsam çok küçük ihtimal tekrar elde edebilirim.
Peki ya kendim? Kendimi nasıl bulacağım? Dert burada başlıyor. Eşofman, beş milyon, saat hakkında fikir yürütebiliyorum ama kendim hakkında hiç bir şey düşünemiyorum. Kendimi bulamayacaksam, belki yavaş yavaş anlamadan unutup gideceğim; eğer kendimi bulacaksam, kendimi bulduğumu hissedemeyeceğim. Kendimi bulmanın ancak iyice kaybolarak olabileceğini düşünmeyi deniyorum. İnşallah doğru şey deniyorumdur.
1998 05 04
