Ya kel olsaydım. Aman Allah’ım! O zaman ne kadar da çok yalvarırdım sana, bana saç veresin diye. Kim bilir belki de hep ıstırap çekerdim, herkesin saçı varken benim niçin yok diye. Yakarırdım sana saç veresin diye bana.
Sadece saç mı? Ya gözümün içinde kocaman bir siyahlık olsaydı ya da kenarında koca bir iltihap. Aman Allah’ım!
Sadece bunlar mı? Burnum kocaman olabilirdi. Ya da burnumun içinde et olabilirdi. Nefes darlığı falan da çekebilirdim. Ya yüzüm? Yüzümde elli metre öteden görülen bir ben olsaydı! Ne yapardım o zaman. Kulağım yüzümle birleşik olabilirdi, âmâ olabilirdim, çolak ya da topal olabilirdim, kekeme, şaşı olabilirdim.
Bir gün üzerime bir demlik dökülebilir ve koca bir yanık sahibi, astım, verem, kanser, sarılık, anemi ve kim bilir hangi hastalık da olabilirdim. Ya kemik erimesi olsaydı. Ya da saydıklarım ve de aklıma gelmeyen birkaç hastalık birlikte olsaydı. Beter, besbeter olsaydım.
Oh Allah’ım sana şükürler olsun, bunları bana düşündürttün.
Ne kötü olurdu! Günden güne eriyorsun ve acizsin. Daha neler neler..
Allah’ım sana çok çok şükürler olsun ki sana ibadet etmem yolunda hiç bir engel vermedin. Senin yolunda çalışmak için bana engel olabilecek hiç bir mania yok. Elhamdülillah.
Ve bunca lütfun karşısında benden çok az şey istiyorsun.
Şükür ya Rabbi.
