Öyle dandik bir durum içerisindeyim ki kalemi tutup da şu yazıyı yazarken bile İngilizce çalıştığımda harcadığımdan daha çok enerji harcıyorum. Ne bu ya! Bana bir şeyler oluyor. Kendimi salak, aptal, kuş beyinli, zındık, anlayışsız, dar kafalı, hissiz, düşüncesiz, boş umutlu olarak görüyor ve seviniyorum. Aradığım kendimin bir ucunu bulduğumu hissetmeye başladım.
Deli gönül şimdiye dek hep aldanmışsın değil; kendi kendini aldatmışsın. Neyse! Bundan sonra ne yapmalıyım diye düşüneceğim. Bundan sonra ne yapacağımı düşünmeyi düşünerek, düşünmeyi çok düşündüğüm için kırık ümitlerle düşünemeyeceğimi düşünüyorum. Ne yapalım. Bu bir gerçekse, gerçeğe karşı ancak eğilinir.
Amaan boş ver ben yine gelecekte ne yapacağımı düşüneyim. Yok, yok, düşünmeyeyim boş ver.
Ah şimdi ruh ve sinir hastalıkları bölümünde zırdeli muamelesi gören birisi olsaydım. Bu nereden aklıma geldi. Yok ya daha fazla yazmayayım.